|
Şevki Yılmaz
AK-Partili Olmuş! |
Duyduk ki, Şevki
Yılmaz AKPli olmuş. Doğru mu? Bu günlerin rekor soru ve konusu bu...
Bunu tabandan çok tavan, yani muhatap partide yönetici durumunda
olanlar soruyor. Bazen bu sorular öyle traji-komik bir hal alıyor ki,
güler misin, ağlar mısın!
Gerçeği söylesek, soranın güvendiği dağlara karlar yağacak...
Üstlerine güvenleri sarsılacak...
Soruyu savsaklayıp, gerçeği saklasak, o zamanda yalancı duruma
düşeceğiz. Neticede de birileri hedefine ulaşacak, ama bizim
yalancılığımız da bize kâr kalacak. Gel de çık işin içinden.
İyisi mi biz gerçeği söyleyelim de, ip inceldiği yerden kopuversin.
Yaptıklarını haklı göstermek ve olayları başka mecralara çekmek için
yalan söyleyenlere mi yanarsıniz, yoksa yalanlarla iğfal edilen
insanlara mı? Üstlerinin yalan söylemeyeceğine imanı tam olan saf
insanlara acımak en iyisi sanırım.
Şevki Yılmaz üzerine yapılan bu sansasyon haberlerde çok yönlü
senaryolar var. Planlar kısa ve uzun vadeli. Oyun, onikiden vurmak
isteyenlerin iştahını kabartırcasına büyük. Bu senaryonun arkasında
korku ve korkunun getirdiği hırçınlık ile karşılarına aldıkları
davanın emektarı bir insanı bitirme çabaları var. Sorunun değeri de
burada yatıyor.
Bu kesim, daha önce büyük bir plan ile konuyu kökünden çözmeyi arzu
ediyordu. Ankara-Köln hattı eğer başarabilseydi, Şevki Yılmaz şu an
Hasan Mezarcıdan daha beter olabilirdi.
Fakat o kısa boylu dev adamın feraseti bütün oyunları bozdu.
Muhatapları da ağuçlarını yaladılar.
İkinci gerçekte; Şevki Yılmazın Ankaraya kafa tutması halinde,
Milli Görüşe ikinci bir Barbaros Hareketi yaşatacağı düşüncesi.
Cemalettin Kaplanın un-ufak ettiği teşkilatı derleyip toplayan
Şevki Yılmazın, topladığı gibi dağıtabileceği endişesi kimilerinin
uykularını kaçırıyor.
Dostlarımız sakın alınmasınlar!.. Bazı gerçekleri saklamak uzun
vadede kolay olmuyor. Bu yüzden hatalarını uzun süre dayatanları
ifşa etmek bir insanî görevdir. Hem bunlar imanı ilgilendiriyorsa, o
zaman vebalden kurtulmak içinde vakit kaybetmeden açıklanması
gerekir.
Dışarıda tutulduğu halde Şevki Yılmazın Milli Görüş üzerindeki
etkisi bilinenin çok çok üstünde. Sansasyon haber yayanlar, onun bu
etkisinin sıfıra doğru yol aldığını gördükleri zaman Şevki Yılmazı
rahat bırakacaklardır. Bunu günü gününe takip ediyorlar. Ben yıllar
önce bu konuda hedeflenenleri konunun muhataplarına söyledim.
Şevki Yılmazın başına türlü çoraplar örüp, onu yalnızlaştıranlarla,
Şevki Yılmaz AKPye geçti haberlerini yayanlar aynı kişilerdir.
Gaye parti ve teşkilat içerisinde omuz omuza mücadele ettiği
kişileri ona düşman etmek. Onun kişiler üzerindeki etkisini
sıfırlamak.
İhanet edenlerin, ihanet ettikleri kişileri ihanetle suçlamaları pek
yadırganan bir eylem değildir. Onlar, tekerlerinin önüne taş
koyanları hak hukuk aramadan bitirmeyi bir vazife sayarlar. Neticede
Bu konudaki haberlerde de bu koku var.
Susuz bir insanın yanı başında bulunan çeşmeden susuzluğunu
gidermesine mani olursanız, o da başka çeşme arayacaktır. Bu doğal
bir olaydır. Halbuki o bunu yapmadı. Hâlâ susuz kalmayı tercih
ediyor. Yıllarını verdiği teşkilatın yara almaması için gayret
sarfediyor.
AK-Partide kaydı falan yok. Bu böyle biline! Sonra bir insanın
hayatına ipotek konulması Allah Teâlânın reddettiği bir haslet
olduğuna göre, kişiler siyasi hayatını nerede sürdüreceğine de
bırakın kendileri karar versin.
Bu konunun daha iyi anlaşılabilmesi için yaşadığım bir olayı
anlatayım isterseniz.
3 Kasım 2002 Seçimlerinden önce AKPden üyelik ve görev teklifi
aldığım zaman, Şevki Hocanın fikrini sordum. O bana: Seninle
partiler üstü kalacağımıza dair söz vermedik mi? dedi. Ben de
AK-Partinin teklifini nazikçe geri çevirdim.
Fakat şimdi ben, mutlaka haberim olması gereken bir konuda yapılan
sansasyonun sorularına muhatap oluyorum. Çıkar meselesinin neler
yaptırdığına şahid olmak ise en acısı...
Neyse!..
Bu konuda şüphesi olanlar müsterih olsunlar! Gerenler, bir gün
gerileceklerini düşünerek hareket ederlerse, daha iyi olur...
Bir de, insanın sabrının aşınmasına hizmet etmeseler...
Selam ve dua ile.
|
|