|
Onların da Umutları
Vardı |
Evet onların da
umutları vardı. Umutları ile büyüyecek... Umutları ile yaşayacak...
Umutları ile hayata yön vereceklerdi.
Daha doğdukları gün umutlarının bir gün birileri tarafından
soldurulacağını düşünmemişlerdi bile. Hep umutlarla yaşadılar.
İnandıkları dinleri onlara her zaman umutlu olmayı emretti. Anneleri
onlara umudu aşıladı. Babaları onları hep umutlu görmek istedi.
Kardeşleri onların umutlarından kendilerine pay biçtiler.
Fakat onlar tam yedi yıldan beri her gün doğumu umutlanmakta, her
gün batımı ise umutlarının üzerine singer çekmekteler. Anlayacağınız,
her güneş batımı umutları sönüyor onların. Yıllarca umut ederek
geldikleri üniversitelerinde umutları söndürürlen kızların...
Tam yedi yıldan beri aynı rüya sürüp gidiyor. Sabah binbir umutla
kalkan umut treni, akşamları matem treni olarak geri dönüyor. Gün
boyu süren sessiz ağıtlar, soluk renkli yabancı duvarlar arasında
sesli ağıda, çığlığa dönüşüyor.
Umut ve matem... Birbirine yabancı iki kelime.
Yöneten ve yönetilenler gibi... Hakim ve mahkumlar gibi... Dost ve
düşman gibi... Zalim ve mazlumlar gibi...
Bizler, daha önceleri defalarca matemleri yaşamıştık. 12 Eylül Cunta
İhtilali sonrasında da vardı. O zaman bu kadar başarılı
olamamışlardı. Güdük kalmışlardı. Sınırlı bir başörtüsü yasağını
başarabilmişlerdi. Halkın tepkisinden, isyanından korkuyorlardı.
Ya bugün?..
Evet ne diyorduk?
Onlar yani başörtüsü zulmüne maruz kalanlar, tam yedi yıldan beri
bir umut kapısında bekliyorlar demiştik.
Yine Eylül ayı geldi. Yakında okullar açılacak. Liseliler,
üniversiteliler yine okullarının önlerinde nöbet tutacaklar... Yine
polis çoplarından nasiplerini alacaklar... Yine üzerlerine panzerler
sürülecek. Yine otobüslerle toplanıp bir dağ başına azıtılacaklar.
Yine tutuklanacaklar... Yine mahkum edilecekler... Yine idam ile
yargılanacaklar... Yine onlar şehid edilecekler bir çıkmaz sokakta...
Bu yıl üniversite imtihanına girenler zaten umudu kestiler. ÖSS de
17. olan Tuba Nur Dönmez ile 21. olan Esra Eğici de sırf İHL mezunu
oldukları için hiçbir fakulteye kayıtlarını yaptıramadılar.
Başörtülüler zaten ÖSSye alınmamışlardı.
Yedi yıldan beri okullarda kayıtları olanlar da okullara
alınmıyorlar.
Yine umutlar sönmeye başlayacak. Yine onların umutları sönecek.
Fakat ne zalimler insafa gelecek, ne de idareciler bu umutları
yeşertecek bir yol bulmak için çaba sarfedecekler.
Yine tekrarlıyorum.
Onların da umutları vardı...
Ey millet!.. Sizin umutlarınız da var mıydı acaba?
Sizin de bir vazifeniz var mıydı?
Zalimlerin vazifesi sizin kızlarınızın başından örtüsünü, kalbinden
imanlarını, bedenlerinden namuslarını almaktır. Sizin vazifeniz de o
zalimleri alkışlamak mı? Susmak onların zulümlerine ortak olmak
değil midir?
Şerefsizliğe evet diyecek kadar haysiyetsiz olamazsınız!..
İnanan ve inandığı gibi yaşayanlara selam ve dua ile...
|
|