Yazılar

Militan Mahkeme

Et kokarsa, tuzlarsınız. Ya tuz kokarsa?.. İşte bu sorunun cevabı yok. Tuz koktu efendim, tuz... Onun için huzurumuz yok!..Baksanıza, Enis Berberoğlu 29 Haziran 2003 günü köşesinde neler yazmış. “Adaletin bu mu Türkiye?” diye sormuş. Bu başlığın hemem altında, adaletsizlikleri sıralamış. Havanda su dövülen Susurluk’tan... 12 yaşındaki bir kıza tecavüz ettikleri halde mahkemelerimiz tarafından tahliye edilen namusu bütünlerden(!).. Neşter davasından, Mavi Akım’a kadar yolsuzluklardan bahsetmiş. Yani adaletsizlik ve mahkemelerden dert yanmış. Sonunda da tuz kokmasın diye temennide bulunmuş.
Hani diyorum!.. Şöyle bir kafa yorsak da yeni bir şeyler bulsak... Devlet büyüklerimiz de rahat etseler, biz de rahat etsek.
Mesela devrim yani reform niteliğinde bir atılım yapsak. Bir büyüğümüzün icadı “Militan Demokrasi” gibi bir “Militan Mahkeme” kursak... Olur olmaz yerde, itibarımızı zedelemeye cüret edenleri hizaya getirsek. Eli kalem tutan, ağzı laf yapanları bir güzel benzetsek...
“Militan Demokrasi”miz ile Erbakan Hoca’nın iki arabasını arka arkaya nasılda takla attırdık ha! Ondan sonra yetmiş iki sülale partilerin ne güzel evcilleşmesini sağladık.
“Militan Mahkeme” ile de yerli zencileri evcilleştirebiliriz. Gerekirse, kadim dostumuz Bush efendiden zencileri evcilleştirme dersleri alabiliriz. O bunu bizden esirgemez canım. Ne de olsa dostuz. Onun düşmanı bizim düşmanımız olduğuna göre bunu seve seve yapar.
Militan mahkemelerimizi şu şekilde çalıştırabiliriz.
Hani bir zamanlar, “Sanığın idamına, şahitlerin bilahere dinlenmesine...” diye verilen kararlar vardı bu dünyada. Biz de sanıkları mahkemeye çıkarıp üzmeden kendi kendimize yargılasak. Sonra polisi gönderip suçunun cezasını tebliğ ettirsek. İcralıksa, memurları göderip evini ve eşyalarını elinden aldırsak...
Abdurrahman abim kızacak, ama bu bence güzel bir yol...
Milletin verdiği vergilerle zar zor yaza çıkan devletin sırtından biraz yük indirsek, kötü mü olur? Böylece hem zamandan, hem de masraftan tasarruf ederiz. Şu kadir kıymet bilmez zencileri mahkemeye çıkarıpda ne kazanacağız?
Bu zenciler, mahkeme salonlarını ayağa kaldırıyorlar... Yargılamanın seyrini değiştiriyorlar... Yargıçlarımızı zor durumda bırakıyorlar... Hakimlerimizi etkiliyorlar... Bizim arzuladığımız kararların çıkmasına engel oluyorlar... Militan bunlar canım, militan... Militan zencilere “Militan Mahkeme” gerek.
Güzide hakim ve savcılarımız, alacaklar dava dosyasını ellerine, verecekler kararlarını... İnfaz için de “Üç Veli” buluruz. Listeden isim isim bulup, infaz ederler.
İskilipli Atıf!.. Cezan idam... Asın!..
Nurettin Şirin!.. Cezan 17,5 yıl hapis.. Atın içeri!..
Abdurrahman Dilipak!.. İcralıksın!.. Cezan 87 milyar lira!.. Neyi varsa, alın!..
Ne güzel fikir değil mi?
İcralıkların evini haczedeceksin. Yetse bile, dili ve kalemi uzunları yola getirmek için, donuna kadar soyup alacaksın elinden.
Önce buzdolabından başlayacaksın işe!.. Yemekler kokmalı... Çocuklar bir bardak soğuk su bulamaz olmalı... Bebekler mamasız kalmalı... Üç günlük bebeklerin mamaları çöpe atılmalı... Sonra çamaşır makinesi ve fırınlı ocağa el konulmalı... Malum, biri kirli çamaşırları temizlemeye, diğeri de yemek pişirmeye yarar. Bütün aile, kirden ve açlıktan ölmeli... Evde ne varsa kamyonlara yüklenip götürülmeli...
En son sıra tuşları eksik asırlık bir daktilo varsa ona da el konulmalı. Bilgisayar varsa, hiç beklenilmeden haczedilmeli. Vatandaş iki satır yazı yazar da ekmek parası kazanır. Bizim de bütün emeklerimiz boşa gider.
Evde ne kadar kağıt ne kadar dolma kalem, dolmayan kalem, kurşun kalem varsa haczedilmeli... Bunlar dünyanın en büyük ve korkulması gereken silahlarıdır.
Velhasıl göze çarpan herşey, yiyicek, içecek, giyecek... Hepisi, ama hepisi götürülmeli. Bebeklerin mama şişesine kadar.
Bir de kanun çıkarılmalı kişiye, ya da yerli zencilere özel. Aç bırakılanlara yiyiecek ve içecek getiren komşular da müebbet hapse çarptırılmalı...
Bu zenciler, yediden yetmişe kadar cezalandırılmalı ki, rahat nefes aldıralım. Kadınlar, çocuklar, bebekler evin reisine düşman edilmeli... Kutsal büyüklerle kutsal düzenimiz için bu gerekli. Hem onların aile yapılarını asırlar boyu bozamadık. Aile fertlerini birbirlerine düşman edemedik gitti. Kutsal zevkimizin bekası için yerli zencilerin hanelerinin tarumar edilmesine bağlı.
İşte böyle düşünüyorum ben. Gerekçeli kararı kim mi yazacak dediniz? O da dert mi? Çağırırız “Bab-ı Telli Mabuatı”nı, onlar bir güzel gerekçeli karar yazarlar ki, küçük dilinizi yutarsınız. İsterseniz, sizin için delil toplar, yargılar, infaz eder ve gerekçeli kararları da anında yazarlar. Size sadece imza atmak kalır. Artık bunada katlansınlar yargıçlarımız.
Militan zencilere karşı, “Militan Mahkeme”ye ihtiyacımız var. Yoksa, “Militan Demokrasi”miz nasıl ayakta durur? “Adaletin bu mu Türkiye?” diye soranlar çoğalmadan “Militan Mahkeme” kurulmalı.
Yoksa yanlış mı düşünüyorum? Devlet büyüklerimiz bu fikirleri parlak bulurlar mı dersiniz?
Abdurrahman abi! Sen de kusura bakma! Ne yapalım? Çıkar meselesi!..
“Faşistçe fikirler demeyin sakın!” Hitler taraftarı olduğum sanılır da, İkinci Dünya Savaşı’nın hesabı bana sorulur. Neme lazım?.. Bir de asırlar boyu haraç ödemek mecburiyetinde kalmayalım.
Selam ve dua ile..