|
Ey MGK |
Hükümetsen, Devletin
Başına Geç!..
Sözlerime Cihan Padişahı Fatih Sultan Mehmet Hanın babası II. Murat
Hana olan meşhur sözü ile başlıyorum.Padişah siz iseniz, tahtın
başına geçiniz. Padişah ben isem, emrediyorum, ordunun başına
geçiniz.
Çocuk yaşta Saltanatın başına geçirilen Fatihin babasına karşı
sarfettiği bu söz bugün hepimizin dilinde bir şarkı olması gerekir.
Bu söz, nasıl ki, II. Murat Hanı harekete geçirip, Osmanlıyı
zaferden zafere koşturdu ise, bir asır boyu bizi yerimizde
saydıranlara karşı zafer kazanmamızı sağlayacaktır Allahın izniyle.
Bundan asla şüphem ve korkum yok...
Sözü, hakkı ve vazifesi olmadığı halde kendilerini devletin
idarecisi, sahibi ve koruyucusu zannedenlere getirmek istiyorum.
Bunlar, ordu, medye, mafya, bürokrasi ve yargı gibi kurumlardır.
Ordunun borusunun öttürüldüğü MGK, diğerlerinden bir adım önde
durmaktadır. Hem diğer sıra dışı konumlara bayılan kurumları
kullanırken, hem de kendisi bu kurum ve kişiler tarafından fena
halde kullanılmaktadır. Bu benim iddiam değil. Bir zamanlar, ordunun
ve MGKnın en kudretli adamı ve milletin balans ayarcısı olan Çevik
Bir, medya tarafından kullanıldıklarını itiraf etmedi mi? Medyanın
gazına geldik demedi mi?
Neyse?..
Hakka ve halka rağmen zorâki olarak ayakta tutulmaya çalışılan bu
düzenin bekasını sağlamaktan başka bir vazifesi olmayan MGK artık
frenlenmeli diye düşünüyorum. Fakat, şimdiye kadar hiçbir hükümetin
buna cesaret edemediğini de söyleyebilirim. Bu son hükümet, MGKya
Fatihin sözünü hatırlattı mı, hatırlatmadı mı henüz öğrenemedim.
Fakat ben, bir fert olarak Hükümetsen, devletin başına geç,
değilsen, ordunun başına geç diyorum.
Eğri oturup, doğru konuşalım.
MGK, kurulduğu günden beri bu milletin lehine hangi karara imza
attı? Bana bir iki tanesini sayabilecek bir babayiğit var mı? Ama
aksini çocuklar bile sayabilirler.
Düşman gelmiş, ta burnumuzun dibine yerleşmiş, MGK hâlâ benim
kızımın başörtüsü ile savaşarak gündem saptırıyor.
Millet, cambaza bak oyunu ile soyguncu, hırsız, haydut, yağmacı ve
şerrefsizlerin elinde oyuncak olmuş, MGK bir numaralı şahsını
avrupaya göndermiş, gurbetçiyi hizaya getirmekle meşgul.
Millet açlıktan kırılıyor, namusu beş para edilmiş, MGK hâlâ laiklik
sendromundan kurtulamamış.
Vatandaş kalkıp, Hükümetsen, devletin başına geç, değilsen,
emrediyorum ordunun başına geç MGK derse, haksızlık mı yapmış olur?
Asla!..
Ülkedeki birçok kurum gibi MGK da kangren haline gelmiştir. Milletin
seçip Ankaraya gönderdiği vekillerden oluşan meclis, bunu ya
iyileştirmek, ya da kullanılamaz hale gelen uzvu kesip atmak
zorundadadır.
Bunun için;
1. MGKyı kapatabilir.
2. Gücü yetmiyorsa, millete gider ve referandum yapabilir.
3. Bunları başaramayacaksa, Hükümetsen, devletin başına geç,
değilsen, ordunun başına geç diyebilir.
Mutlaka bir şeyler demek ve rayından çıkmış kurumları yerine
oturtmak zorundadır bu millet. Yeter artık!..
Bu millet, bir iki kurumun kölesi mi, esiri mi? Birileri buna bir
açıklık getirsin de biz de yerimizi bilelim. Ona göre de tavrımızı
koyalım. Millet, İslam dininden aldığı terbiye ile Devlet, kötü de
olsa benimdir. En kötü devlet, devletsizlikten iyidir mantığı ile
hareket ediyor. Kurulduğu günden itibaren milleti ile ters düşen
devlet, hâlâ ayakta durabiliyorsa, varlığını İslam terbiyesine
borçludur. Fakat devlet ve kurumları bunu göz ardı ettiği gibi
milletin dini olan İslam ile savaşmaktan da geri durmuyor. MGKın
görevinin de müslümanlarla savaşmak olduğunu MGK gündemini oluşturan
konular ele veriyor. Balans ayarı yapmak için avrupaya giden
generalin tavır ve sözleri de bunun en acı örneklerindendir.
İslamın kelime manasını dahi bilemeyecek kadar garip bir durumda
olan paşanın, ahkam kesmesi ise, MGKnın devamlı olarak kendi
galesine gol atığının işaretlerindendir.
Aslında, paşa ve MGKnın asker üyeleri bu Avrupa turnesinden dolayı
Divan-ı Harbe verilmesi gerekir. Ordunun şerefini beş paralık
etmişlerdir. Ordunun değerini sıfıra indirmişlerdir. Orduyu halktan
tamamıyla koparmışlardır. Bunun için, vatanını ve milletini seven
yargıçları göreve davet ediyorum.
Milletin boğazından kısıp verdiği paralarla, kimse ne hovardalık
yapabilir, ne de benim milletimin aleyhine olacak işlere imza
atabilir. Devlet, bana hizmet için var olduğunu unutursa, Allah
Teâlâ onu yola getirir. Müslümanlar olarak Saddamı hizaya getirmek
için çaba sarfetmedik. Fakat Allah Teâlâ Saddamın otuz zıl boyunca
adı ve eli ile müslümanlara zulmettiği kafirleri Irakın başına bela
etti. Saddam da, zulmüne rıza gösteren halk da bu cezadan paylarına
düşeni aldılar. Sıranın bize geldiğinin işaretlerini görüyoruz.
Yolun sonuna gelmeden herkesin aklını başına alması ve vazifesini
ifa etmesi gerekir.
Bunda hiçbir ayrıcalık yoktur. Çünkü bütün putlar ve diktatörler
yıkılmaya mecburdurlar. Bunu biz yapmazsak, Allah kafirlere
yaptırmaktadır. Bu durumda zalim de, mazlum da gereken cezayı
almaktadır.
Bakıyorum da, MGKnın milletin dertleri ile ilgili aldığı ve
hükümete bunu yapacaksın diye dayattığı bir kararı yok. Soygunculuk,
hırsızlık, haydutluk, yağmacılık ve faillerinin cezalandırılması ile
ilgili bir kararı yok. Namus tüccarlığı ve faillerinin
cezalandırılması ile ilgili bir kararı yok. Fakirlik ve açlık ve
bunların müsebbipleri ile ilgili bir kararı yok. Anadoluda cirit
atan misyonlerlerle ilgili bir kararı yok.
Başörtüsü, irtica(!), Kuran Kursları, İmam Hatipler, Anadolu
Sermayesi gibi, aslında varlıklarının ve ayakta kalabilmelerinin
dayanakları MGKnın gündemini oluşturan konulardır. Ben bütün
müslümanlara kefil olarak söylüyorum. Hiçbir müslüman Devletim
yıkılsın diye ne adam gibi bir devlet ile savaşır, ne de buna izin
verir. Irakta gördük. Saddamın, -bizdekilerin tabirleri ile-
gerici, irticacı ve başı ezilmesi gereken düşman olarak gördüğü
müslümanlar ABD ile savaştı. Saddam ve ordusu da ihanet etti.
Arkalarına bakmadan kaçtılar.
Yarın, ABD ve öteki kafirler kapımıza dayandığı zaman, kim bu vatanı
daha çok seviyor, göreceğiz. Savaşan gariban halkı ve milletin
parasıyla krallar gibi yaşayan üniformalı ve üniformasız paşaların
ihenetini de göreceğiz.
Herkes vazifesini bilsin. Kimse de ebedi olarak kral benim
borusunu öttüremeyeceğini unutmasın.
Kendisini kral gören bütün kurum ve şahıslara bir sözümüz var:
Gölge etme, başka ihsan istemem. Ya da; Kimse benim alın terimle
hovardalık yapmasın!..
Tüm ilgili kurum ve şahıslara duyurulur.
|
|