|
Emin Çölaşana Tilki
Soruları
İşi gücü Müslüman eti
yemekle meşhur bay Çölaşan beni yine kahkahalarla güldürdü. Aslında
cevap vermeye bile tenezzül edilmeyecek kadar şizofreni hastası olan
bir adamdır. Varsa yoksa işi gücü Müslümanlara saldırmak olan bu
adam boş bırakılmaya gelmiyor. Fakat boş bırakmaya da gelmeyen bu
adamı yine kendisinin kalemi ile tarif edelim.
Şizofreni: Gerçeklerle olan ilişkilerin büyük ölçüde azalması,
düşünce, duygu ve davranış alanlarında önemli bozulmaların ortaya
çıkması gibi belirtiler gösteren bir ruh hastalığı.
(E.
Çölaşan, Hürriyet, 29 Ocak 2003)
Olayları
çarpıtmakta usta olan ve kendilerinden olmayan insanlara hayat hakkı
tanımakta zorlanan bu gibi insanlara kendi tabirleri ile ruh hastası
demek uygun düşüyor.
Tayip
Erdoğan Beye saldırırken ortaya koyduğu cehaleti de kabahatinden
büyük.
Bakın ne
diyor?
Bir
konuşma yapıyor, bırakın üslubunu bir yana, bir sürü çam
deviriyor... Çünkü Türkçesi yeterli değil.
Tilki
yetişemediği üzüme koruk dermiş
diyor.
Türkçe'de böyle bir deyiş yok... Çünkü tilki ot değil et
yiyen bir hayvan. Dolayısıyla üzümle ilgilenmesi falan söz
konusu değil.
O deyişin
doğrusunu burada yazayım da öğrensin ve bir daha sefere doğrusunu
kullansın:
Kedi
uzanamadığı ciğere murdar der.
Üzülerek
söylüyorum, kendisinde herhangi bir bilgi birikimi, kültür birikimi
yok.
Rast
gele konuşuyor, ağzından çıkanı kulakları pek duymuyor.
(E.
Çölaşan, Hürriyet, 29 Ocak 2003)
Böyle diyor
bay Çölaşan.
En büyük
ihtisas sahası ise hayvanlar. Kendisi Müslüman eti yemekle meşhur
bir adamın tilkilerin ot yediğini bilmemesi normaldir. Fakat kendi
cehaletini başkasına yükleme gayreti nereden kaynaklanıyor dersiniz?
Çamur atma meselesi mi?
Hayvanları
çok iyi tanıdığını gösteren minik kuşa bir bakın.
Tilki
ot değil et yiyen bir hayvan.
Bravo, bravo!.. Emincim
bravo!.. Al benden sana bir yüz puan. Tepe tepe kullan.
Yahu bana söyleseydin,
sana bir sürü malzeme gönderirdim. Ta
dört bin kilometre
uzaktan
Hangi dilde istersen..
Yazık değil mi senin gibi
bir adama? Niye kendini dile düşürüyorsun? Hasan Karakaya abim de
duydu. Yine minik kuşunun sana iyi haberler getirmediğini yazacak.
Rezil olacaksın.
Tabii Bekir Coşkun da
nasibini alacak.
Ben şimdi, kediler de
ot yiyor desem, kafayı üşüteceksin eminim.
Hazreti Ömerin
halifeliği zamanında kurtlar koyunlarla yan yana ot yayıldılar
desem, aklın büsbütün zayi olacak.
Neme lazım. Seni akıl
hastanelerine düşürecek laflar etmeyeyim. Üstad merhum Necip
Fazılın deyimi ile bir gün bana lazım olursun. O zaman ne yaparım
ben?
Biz yine tilki meselesine
dönelim.
Tilki
ot değil et yiyen bir hayvan.
Adının Emin olması, senin
aklından ve bilginden emin bir adam olduğun anlamı çıkmaz bay Emin.
Konuştukça saçmalıyorsun. Yazdıkça batıyorsun.
Sana bir tavsiyem var.
Konuşmadan ve yazmadan
önce biraz oku. Bu daha iyi olur senin için. Dile de düşmezsin.
Herhangi bir ansiklopedi
veya hayvanlarla ilgili bir kitabı karıştırsaydın, bu kadar dile
düşmezdin. Yazık oldu sana!..
Hadi diyelim, bana
sormadın. Cüneyt Ülsever ağabeyine niye sormadın?
Aha!.. Anladım!.. Nasıl
olsa ben atarım, okuyucularım da yutar dedin ha?
Öyle ya!..
Şimdiye kadar attıklarını
yuttular ki, sen hâlâ gazeteci sayılıyorsun. Hâlâ köşe yazarı olarak
arz-ı endam ediyorsun.
Almanca olarak yayınlanan
ve Adan Zye Hayvanlar Sözlüğü adını taşıyan kitap Cüneyt
Ülseverin anlattıklarını tasdik ediyor. Daha fazlası da var.
Tilkiler, yaz ve sonbahar
mevsimlerinde meyve ve sebze yerler. Yani tilkiler, hem et obur, hem
de ot oburdurlar.
Sen kabul etsen de,
etmesen de bu böyledir.
Yahu Çölaşan! Ben niye
seninle tilki muhabettine giriyorum ki?
Müslümanlara, daha
doğrusu senin gibi olmayanlara saldırmak için programlanmış bir
aletsin sen. Değil sana anlatmak, tilkiler gelip senin odana sofra
kurup ot, sebze, meyve, özellikle üzüm yeseler yine inanmazsın.
Biliyor musun?
Tilkilerin üzüm yediğini
ben ta sekiz yaşından küçükken bile biliyordum. Çünkü ben bağımızın
bekçiliğini yapardım.
Sana son tavsiyem:
Bay Emin! Artık Müslüman
eti yemekten vazgeç!
Bak tilkiler bile ot
yiyorlar. |