|
Çin
İşkencesi
Elimde bir kitap var. Adı
"Çin İşkencesi." Onu dört ucundan kırmızı bir kurdela ile bağlayıp
Zeynep El Gazâlinin "Zindan Hatıraları" adlı kitabının yanına
asıyorum. Her an gözüme ilişecek bir duvara...
"Çin İşkencesi" ya da
"Dinsizler İşkencesi"
Bu kitabı bu gece bir
nefeste okuyup bitirdim.
Kalbim bir kez daha ateş
topları ile dağlandı. Beynimi ağzımdan kusmaya başladım. Kafatasımı
kemirdiğimi hissettim. Ciğerlerimi parça parça kustum burun
deliklerimden.
Hazreti Adem (A.S)`dan
bugüne kadar zulme uğrayan mazlumlar lime lime etlerimi kopardılar.
Mahşerî bir kalabalık hep bana saldırıyordu. Hep bir ağızdan:
Hakkımızı ver! Hesabını ödemeden sein asla bırakmayız. diye
bağırıyorlardı. Durun ne yapıyorsunuz diye bağırmak istedim. Can
havliyle haykırmak istedim yüzlerine. "Ben sizin katiliniz değilim!
Ben size ne zulmettim, ne de kötü davrandım" demek istedim. Sonra
utandım ve sustum. Toprağı kazıp içine girmek istedim ama,
başaramadım. Gücüm yetmedi
Orta yerde kalakaldım... Çöl ortasında
yalnız başına dikili duran taşlar gibiydim.
Katil bendim. Zalim
bendim. Mütecaviz mi? O yine bendim.
Bir müslüman katledildiği
zaman, benim de kanım akmadıysa... Bir müslümana zulmedildği zaman,
onun ızdırabını iliklerimde hissetmediysem
Müslüman bir kadına
tecavüz edildiği zaman, azalarım yerlerinden kopup bir torba et
haline gelmediyse
Söyler misiniz aynalar? Ben yukarıda
saydıklarımdan başka ne olabilirim?
Ben, önce kendime, sonra da müslüman olduklarını ilan ettikleri
halde Tağutlara açık ya da dolaylı yollardan destek olanlara
sesleniyorum:
Yatak odası, mutfak ve
tuvalet arasında geçen bir ömrün dinsizlerin yaşantısından ne farkı
var? Yıkın ördüğünüz utanç duvarlarını ve kırın hergün tapmakta
olduğunuz putlarınızı. Yarın geç olmadan bugünden dikilin katilin,
zalimin, tağutun, mütecavizin karşısına.
Ben mi? Ben, seksen yıl
esir gibi, köle gibi, kula kul gibi yaşayacağıma; bir gün yaşarım
ama, insan gibi hürriyetimle yaşarım diyor ve bunu bütün dünyaya
ilan ediyorum.
Müslüman olduklarını
söyledikleri halde zulmün, işkencenin, katlin karşısında kalbi
sızlamadan durabilen, kulaklarını tıkayan, görmemek için gözlerini
kapatan, kendisine dokunmayan yılana bin rahmet okuyanlar!.. Bu
yolun sonunda hesap yeri var. Unutmayın!..
İşte "Çin Işkencesi"nin
bana bir kez daha hatırlattıklarının bir özeti. Sana müteşekkirim
Emine Şenlikoğlu bacım. Sağ olun! Var olun! Allah mükâfatınızı
versin.
Ben dört bin kilometreyi
yürüyerek gelip bu kitabı Ankara`nın en yüksek yerine asmak
istiyorum. Belki bunun ilhamı ile bir gün "Ankara İşkencesi"de
yazılır.
Ne olur, bana müsade
ediniz!.. |