|
Bir Hırka, Bir
Ekmek |
İnsanın sinir
krizleri geçirip, üşütmeye az kaldı, doktorum nerde? diye
mırıldanmaması elde değil. Deli olmamak, ya da dağa çıkmamak...
Nedeni mi? Nedeni çok basit. Aslına bakılırsa, basit ve boş şeylerle
milleti bıktıranların lüzumsuz davranışları isyanımı körüklemekte.
Dolup dolup taşmaktayım. Bu kadarı da fazla dedirten bir durum söz
konusu...
Kriz babaları... Kriz havarileri... Hortumcular... Kriz
çığırtkanları.. Ve hırsızlıklarını örtmek için ortalığı
karıştıranlar ele ele verdiler mi, seyreyleyin gümbürtüyü... Ya da
öğrenmek için sıraya girin olmayan krizleri.
İrtica yaygaraları... Laiklik nutukları... Cumhursuz cumhuriyeti
koruma ve kollama vazifesini omuzlamalar... Neticede bu vatanın asıl
sahibi olan milleti zenci kabul etme hevesinin getirdikleridir. Daha
açık ifade ile bu vatanı milletten esirgeme. Bir türlü vatan
hırsızlığı yapma gayretinde olanların hırçınlığı...
Daha doğrusu, çalınan bir vatan ve hürriyetleri çalınan 70 milyon.
Esaret altındaki 70 milyon.
Birilerinin emellerine kurban edilmiş Anadolu halkından söz
ediyorum. Hani şu krizleri hiç bitmeyen devletin idaresi altındaki
insanlardan...
Onlarca şehiri dolaştım, yüzlerce insan ile konuştum. Krizlerle
ilgilerini araştırdım. Krizlerin sonuçlarının insanların üzerindeki
etkilerini bulmaya çalıştım. İnsanların beklentilerini öğrenmeye
gayret ettim. Bulduklarım beni şaşırttı. Aslında daha önceden
bildiklerimi daha açık ve net olarak yeniden yaşadım.
Türk halkının devletten pek fazla bir beklentisi yok; bir hurka, bir
dilim ekmekten başka. Devletin sadece kendilerine ait olduğunu iddia
edenlerin uydurdukları krizlerle de, kerizlerle de ilgileri yok.
Kendi hallerinde yaşayıp gidiyorlar.
Ortaya atılan uydurma tehlike ve krizler, sadece ve sadece milletin
huzurunu dinamitlemek, ülkenin geri kalmasını temin etmek içindir.
Haa!.. Bir de kolayca çalabilmek için yapılıyor tabii. Hiçbir hırsız
uygun ortamı bulmadan çalamaz. Bunlar da daha kolay çalıp, daha
kolay hortumlayabilmek için ortamı geriyor, hedef saptırıyor ve
böylece götürüyorlar.
Utanmadan, sıkılmadan her türlü pisliği yapanlar var. Hem bu
milletin vergileri ile krallar gibi yaşıyor, hem de bu ülkenin
kuyusunu kazıyorlar. Zıkkımlandıkları yetmiyormuş gibi bir de daha
fazlasını çalabilmek için ellerinden ne gelirse onu yapıyorlar.
Ne olduğunu ve niçin çıkarıldığını hâlâ anlayamadığı irtica, neden
varolduğunu kavrayamadığı laiklik, ve diğer krizler ile halkın bir
ilişkisi yok. İkide bir cumhuriyet yıkılıyor yaygaralarına gülüp
geçiyorlar.
Aslına bakılırsa, bu kriz senaristlerinin ve uygulayıcılarının bu
kadar rahat olmalarının sebebi yine millettir. Halk, Ankara ya da
İstanbulda üretilen yapay krizlerden ne kadar uzaklarsa, vatanın
korunması ve devletin bekası için de o kadar yakındırlar.
Yani devleti elinde tutanlar, İslam Dininin millete verdiği mutlak
surette devletin varolması duygusundan faydalanarak varlıklarını
sürdürmektedirler. Müslümana göre devlet mutlak surette
varolmalıdır. Kötü de olsa, hiç olmayan devletten daha iyidir. İşte
bu duygu ile devleti idare edenleri, hatta devletin başına
çöreklenen ne kadar pislik varsa onları bile aman devletime zeval
gelmesindiyerek orada tutmaya devam ediyorlar.
O hainler de, o makamlarda kendi güç ve kuvvetleri ile kaldıklarını
sanıyorlar. Bu duygu ile de, vatanın esas sahiplerine, sırtlarından
geçindikleri halka zulmetmekten geri durmuyorlar. Millet dinsiz
olursa, ayakta durabileceklerini, rahat edeceklerini sanıyorlar. Bu
yüzden de bastıkları dalı kesiyorlar.
Bu vatan parçası üzerinde bu millet değil de, dinsiz bir millet olsa
idi, seksen yıl değil sekiz yıl bile devletin başına
çöreklenemezlerdi. Bu millet için dua etsinler...
Efendim!.. Onların da korkuları varmış!.. Devletin bekası için ne
gerekiyorsa yapmaları lazımmış!.. Onlar, devletin bekası için
çalışıyorlarmış(!) Bir yığın saçma sapan laf.
Onların, yani kriz çıkaranların tek korkuları var. Makam, mevkii ve
servet. Bunların ellerinden gitmesine asla razı olmadıkları için
kendilerine yeni bir savunma aracı olarak, yukarıda saydıklarımı
ortaya atıyorlar.
Milletten ne kadar uzak olduklarını bile bile de kurdukları
saltanatlarını dayatıyorlar. Millete rağmen orada kalmak, memleketi
biraz daha soymak ve geberip gidinceye kadar da millete zulmetmek
tek istekleri.
Millet bunlardan hiçbir şey beklemiyor demiştik.
Bir dilim ekmeğe, bir yırtık hırkaya bile razı. Devletim zeval
görmesin! Ben aç, açık kalırım, ama devletimin yokolmasına razı
olamam diyen saf insanların bu saflığından faydalananlar, milleti
keriz yerine koyuyor, hababam kriz üretiyor, hababam milleti
soyuyorlar.
Bu milletin kaderi bu olmamalı! Millet bunu haketmiyor. Devletin
başındakiler de bulundukları makamları hakketmiyorlar. Şu işe bakın
ki, 369 milletvekiline sahip bir hükümet, çalışmayan, çalan, soyan,
sömüren, vatana ihanet eden memurları bile görevden alamıyor. Böyle
devlet mi olur? Böyle adalet mi?
Aç insan ekmek çaldı diye 20 yıl hapis cezası alabiliyor. Fakat
deveyi hamudu ile götürenler adeta ödüllendiriliyorlar.
Miletin devletten tek istediği bir hırka, bir dilim ekmektir. Bir de
asalakların defolup gitmelerini...
Kim mi o asalaklar?
Onlar kendilerini çok iyi biliyorlar!...
|
|