Yazılar

Batıyor Birilerine Bacımın Başörtüsü

 

Biri benim ödediğim vergilerle hiçbir işe yaramadan saltanat süren bir asker... Diğeri belediye başkanlığı döneminde talancılığı ve şimdi de ormanı katlederek üniversite diye kurduğu fuhuş yuvası gibi çalışan mezbeleliğin sahibi. İkisinin buluştukları pek çok noktanın başında İslam düşmanlığı gelmekte. Bunlar bu ülkede her türlü pisliğin, fuhşun, katilliğin, hırsızlığın, haydutluğun yapılmasına razılar; ama, tertemiz bir müslüman evladının yetişmesine asla razı değiller. Bunlar ve avaneleri kaşıyorlar. Sonunda uyuz olma pahasına kaşıyorlar. Kaşıdıkça kaşıyorlar. Daha öncekiler gibi.

Kimlerden bahsettiğimi merak ediyorsunuz. İzin verirseniz lafı gevelemeden açıklayayım:

“Üniversitelerde türbanı serbest bırakır, ertesi gün de İmam Hatiplere kız öğrenci alımını durdururum, sorun biter” şeklinde mide bulandırırcasına aptalca laf eden Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç ile İstek Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi kurucusu Bedrettin Dalan’dan tabi ki.

Bitirim sınıfından kendi çapında kabadayılarla arkadaşlık etmiş olsaydım, onlara bir güzel nara atar ve şöyle derdim:

“Heeeeeeeyt! Yeter ulan süt kuzuları... Artık yavşaklık istemiyorum. Kısa kesin!.. Kulak ütülemeyin!.. Yoksa düzeltirim bir yerlerinizi ha!..”

Fakat buna gerek yok. Onlar neyle oynadıklarını ve kiminle dans ettiklerini iyi biliyorlar. Aslında bunlar, tarih boyunca müslümana zulmedenlerin akibetlerinden ders almamışlar sanırım. Azar azar “kral benim” türküsünü usul usul dillendirmeye çalışıyorlar.

Milletin sabrından faydalanıp müslüman mahallesinde salyangoz satmaya çalışıyorlar.

Yaptıkları teklife bakın!

İmam Hatip liselerine kız alınmamalıymış...

Ben, Allah Teâlâ ile yarış yapmak için yapılmış, yani kulların bilmem nerelerinden çıkan kanunları takmıyorum. Fakat bu eblehler kendi uyduruk kanunları ile verdikleri hakları bile son satırına kadar geri alma gayreti içerisindeler.

Bu son teklif, yarının annelerini benim annemi bıraktıkları gibi cahil bırakma amacını güdüyor. Tesettürsüzlüğü dayatmalarının arkasında namususuzluğun, fuhşun, cibilliyetsizliğin yattığı gibi.

Beyler bizleri rahat bırakın!

Bizler ne boynuzluluğu, ne pezevenkliği, ne deyyusluğu, ne şerefsizliği, ne namussuzluğu ve iffetsizliği kabul ediyoruz. Asla kabul etmiyoruz. Bunlar sizler için birer iyi haslet olabilir; ama, bize yakışmıyor. Sizler kabul ediyorsanız buyurun alın.

Bu milletin kadınlarını bozmaya çalışmayın! Yoksa yukarıda saydıklarım birer madalya gibi boynunuza asılıverir de bir daha çıkartamazsınız.

Bütün kirli çamaşırlarını gizlemek ve daha kolay çalabilmek için irtica bir can simidi olmuştur bu mahluklar için. Tabii irtica yaygarası ortalığı kaplar da, bu toz bulutunu pisliklere bulaştırıp başörtüsü üzerine serpmezler mi?

Şerrefsizlere bir tek kelime ile cevap vermek gerekirken, sayfa sayfa yazı yazmaya bozuluyorum. Adamlarda beyin olmayınca, bize de konuları temcit plavı gibi tekrar tekrar anlatmak kalır.

Yeter be, yeter!..

Herkes yediği tencereye işemekten artık vazgeçsin. 80 yıldan beri bu kusmukları duymaktan gına geldi artık.

Kim olursa olsun, ya adam gibi davransınlar, ya da bu milleti beğenmiyorlarsa, defolup gitsinler. Herkes kendi çöplüğünde horozlansın.

Daha fazla uzatmak istemiyorum. Sinirden parmaklarım titriyor.

Ben bu dünyaya bir kez geldim. Kimsenin benim huzurumu boymaya hürriyetime göz dikmeye ve bana yasaklar koymaya hakkı yok!

Biliyor musunuz ben kimim?

Unutmayın!..

Ben halkım, halk!

Selam ve dua ile