Yazılar

Babalar, Anneler... Sıra Size Gelince mi Uyanacaksınız?

 

 Bir yahudinin bir müslüman kadının örtüsüne el uzatmasından sonra savaş ilan eden Allah Teâlâ’nın son Resulü...

Müslüman kadının başörtüsüne uzanan eli tereddütsüzce kıran Sütçü İmam...

Ve anasının, eşinin, bacısının ve kızının namus ve şerefi olan baş örtüsünün alınmasına ses çıkarmayan/çıkaramayan zamanın müslümanı...

Onüç yaşındaki kız çocuklarının o ufacık bedenleri her türlü tecavüze maruz kaldıkları halde genede zulme boyun eğmemelerinden bir utanmayarak, köşelerinde zulmü seyrederek ölümü bekleyenlere bir bakın! Koca koca adamlar neden korkuyorlar ki? Niye zalime karşı koyup, meydan zebanilerine hakettikleri dilden konuşmuyorlar?. Ne var şu üç günlük dünya da? Süfli dünyanın neyinden vazgeçemiyorsunuz ey müslümanlar?

Oturun köşenizde... Azrail ufukta gözükünceye kadar zamanınız var. Oturun ve sıranızı bekleyin. Ben o küçücük bedenli bacılarımı ve bıyıkları terlemeye hazır kardeşlerimi de alır yanıma ve sizin için de savaşırım. Oturun siz, oturun! Asla rahatsız olmayın!

Hazreti Musa’ya “Git Allah’ın ile beraber düşmana karşı savaşın. Biz burada bekliyoruz” diyen İsrailoğulları gibi olduğunuz yerde oturup bizi bekleyin. Biz kazanırsak, biz de  siz de ortak düşmanlarımızdan kurtuluruz. Yok biz kaybedersek o zaman da siz bizden kutulmuş olursunuz. Size değmeyen ya da haşmetinden korktuğunuz yılan ile beraber güle oynaya yaşarsınız. Olur mu? Kaybettiğimiz zaman, bizim gibi baş belalarınızdan kurtulmuş olacaksınız. Ve sevgili yılanlarınızla beraber güllük gülistanlık bir hayat sürüp gideceksiniz.

Size değmeyen yılanın size saldıracağı gün gelinceye kadar olduğunuz yerde oturun. Sakın kımıldamayın, rahatınız bozulur.

Zaten silkinip yerinizden kalkacağınız da yok ya...

Son bir asırda yüz milyonlarca müslüman şehid edildi, sizler yerinizden bile kımıldamadınız...

Yüzbinlerce kadına tecavüz edildi, yerinizden kımıldamadınız...

Müslümanların vatanı, malı, mülkü elinden alındı, yerinizden kımıldamadınız...

Daha dün Bosna’da elli bin kadına ve bir o kadar da erkeğe tecavüz edildi, yerinizden kımıldamadınız...

Irak’ta, Afganistan’da, Somali’de. Sudan’da, Çeçenistan’da, Ayerbaycan’da, Bosna’da, Kosova’da, Keşmir’de, Doğu Türkistan’da, Türki Cumhuriyetleri’nde ve dünyanın dört bir yanında milyonlarca müslüman şehid edildi, mallarına el konuldu, sürgün edildi, evsiz barksız bırakıldı, yerinizden kımıldamadınız...

Ne zaman hareketlenip ayağa kalkacaksınız? Sıra size gelince mi? Şimdiye kadar müslümanlara reva görülenler size de tatbik edilince mi uyanacaksınız?

İki milyar müslümanın toplamı iki sağlam adam etmiyor mu? Ölü müsünüz be adamlar? Canınız mı çekildi? Eliniz, ayağınız mı kırıldı?

Üzerinize ölü toprağı mı saçıldı yoksa?

Sizleri en güzel bir şekilde anlatan Üstad Karakoç’dan güzel bir şiir:

 

DÜĞÜN DAVETİYESİ

 

Silahsız kuvvetler vakt oldu tamam

Zamanınız mı yok ölü müsünüz?

Cami cemaati, müezzin, imam

İmanınız mı yok, ölü müsünüz?

 

Dervişler,hacılar, âsâ kulları!

Tüccarlar, patronlar, kasa kulları!

Amirler, memurlar, masa kulları

Vicdanınız mı yok, ölü müsünüz?

 

Düşünenler, okuyanlar, yazanlar.

Issız yerde haksızlığa kızanlar!

Dadaloğlu mirascısı ozanlar.

Lisanınız mı yok, ölü müsünüz?

 

Bana ne dedikçe bozuldu çarkın.

İşgale uğradı evinle barkın.

Yeter yattığınız ayağa kalkın.

Dermanınız mı yok, ölü müsünüz?

 

Sahte mücahitler, size diyorum!

Hani cihad, nerde gazâ diyorum?

At sürün erkekçe düze diyorum.

Meydanınız mı yok, ölü müsünüz?

 

Alın size ciltlerle kitap yazsam bile anlatmakla bitiremeyeceğim ve ifade etmekte zorlamacağım acı gerçekleri beş kıta ile açıklayan bir şiir. Ve hepimizin acı gerçekleri...

Sustukça, zulme göz kapatıp, feryadı duymamazlıktan geldikçe, sıranın er geç birgün bize geleceğini unutmayalım. Birgün kapımız çalındığı vakit, gelenin neşeli haberler getiren bir postacı değil, gelenin bizi de yok etmeye karar vermiş bir gladyatörler topluluğu olacağını aklımızdan çıkarmayalım.

Sıra size gelmeden başınızın çaresine bakın! Son anda uyanış çok geç olabilir!..

Benden söylemesi...