Yazılar

ABD Türkiye’den Asker İstiyor(muş)!

Şimdi anladım niçin çuvallandığımızı!.. Demek çuvallamak yeni bir ikna metodu imiş de ben anlayamamışım. Ah, benim saf kafam!.. Ah, benim saf milletim!.. Ah, ah, ah!..

ABD, işin başında kullanamadığı maşayı şimdi eline almaya başlayacak desenize... Onun için de, bizi millet olarak çuvallaması gerekiyormuş. Önce çuvalladılar, sonra da stratejik ortak olarak bizi Irak bataklığına sürecekler.


Sanırım bizim efendiler de, üç beş kuruş, ya da sahte dostluk adına balıklamasına dalacaklar bataklığa.


Bizler zaten hep ABD için ölmedik mi?
Kore’de öldük!..


Cezayir’de öldük!..
Körfez’de öldük!..
Somali de öldük!..


Afganistan’da öldük!..
Şimdi de Irak’ta öleceğiz!..
Her zaman olduğu gibi de, müslümanları öldüreceğiz.
Yakışır, yakışır... Tabii ABD için ölmesini ve öldürmesini bilen Saddam’ın sonu gibi olmak da bize yakışır. Baksanıza ABD şahini Saddam’ın haline... O hal bize de yakışır.


Aklı kıt, kafası boş güzele ne yakışmaz ki?
Bazen ölmek, bazen öldürmek, bazen de ABD çuvalı ile çuvallanmak yakışır.


İşin mizahı bir yana, biz umutları bazen yitirsek de, ABD saplandığı bataktan kurtulmanın yollarını arıyor. Irak müslümanları, mazlum kardeşlerim kendilerini yeni toparlamaya başladılar. İşgalciler diken üstündeler. Kaçacaklar, ama gururlarına yediremiyorlar.


Vietnam Sendromu yaşaıyor ABD Irak’ta.
Bir yandan Irak halkı rahat bırakmıyor...
Bir yandan askerleri kazan kaldırmaktalar...
Bir yandan işgalci devletlerin halkları hesap soruyorlar...


Bir yandan da ABD, İngiliz ve Yahudilerin işgal için yaktıkları yalan mumlarının söndüğünü gören dünya rahat bırakmıyor.


Onun için, işgalciler, başka ülkelerin askerlerini Irak’a sokacak ve kendisi usul usul sıvışacak. O kazanda biraz da piyon ülkeler kaynayacaklar.
Hindistan, ABD’nin 17 bin asker talebini “BM’nin kararı olmadan gönderemem” diyerek reddetmiş. Hindistan enayi mi?.. Yani işgalciler Irak’ta yalnız kalmaya ve çöl kumlarında yok olmaya mecburlar. Tabi ki, bizimkiler su koyverip, bir de çuvallamalardan ders almayıp “evet” demezlerse...


Çuvallanma olayını duyduktan sonra, ben ancak bunun altından ne çıkacak diye sormuştum. “Dostumuz, müddefikimiz, stratejik ortağımız olan ABD bunu bize nasıl yapar” diye asla sormadım. Çünkü her müslümanın bilmesi bereken bir şeyi ben de biliyorum. Hiçbir imansız şahıs ve devletin bize dost olmadığını... Bizim de onları dost edinemiyeceğimizi... Dost edinmemiz halinde ise, Allah Teâlâ’nın bizi o kafirlerle terbiye edeceğini çok iyi biliyorum.


Benim bildiklerimi Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, hükümet üyeleri de, AKP’li bütün milletvekilleri de biliyorlar. ABD’nin bize asla dost olamayacağını bildiklerine göre, asker talebini de reddederler diye düşünüyorum.
Fakat onlar bu vesile ile, Kuzey Irak’ı kontrol altına almak, PKK tehlikesini ortadan kaldırmak, Türkmenlere destek olmak için bu emre evet diyebilirler. Yalınız, ABD asla bu isteklere sıcak bakmayacaktır.


Sahi biz Irak’a müslümanları işgalcilerden korumak için mi, conileri korumak için mi gideceğiz. Niçin gideceğiz? Niçin olacak, conileri korumak için.
Somali gerçeğini unuttuğu için Afganistan’a ve Irak’a girdi. Tabii yaptıkları pislikleri bize temizletme gayreti içerisindeler.
ABD, Irak’ta bastığı yeri sağlamlaştırdığı zaman İran ve Suriye’ye saldıracak. Uvvet bulacak. Nasıl saldırmasın ki?.. Kore’de savaşı kazananların evlatlarına güvenü tam ABD’nin.
Maşa olacak kadar şerefsiz kimsenin bu meclis’te yer aldığını sanmıyorum. Fakat ne olur olmaz diye uyarımızı yapıyoruz.


“Pearson, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “ABD asker talep etti” açıklamasına karşın, bu yöndeki önerinin Türkiye’den geldiğini açıkladı. Pearson, istikrar gücüne katılacak Türk askerlerinin nerede görev yapacağının henüz kesinleşmediğini belirtirken, bu konudaki görüşmelerin ön aşamada bulunduğunu da söyledi. Pearson şöyle dedi: “İki general bu konuyu dile getirdi ve ben de Büyükelçi Ziyal ile görüştüm; ancak hatırlayacağınız gibi birkaç ay önce Türkiye, istikrar gücüne katılmak için bir teklif yaptı. Bu, o ilgi ifadesinin bir devamıdır. Zaman geçti ve koşullar değişti. Bu noktada, istikrar gücü için dile getirilen ilgi konusuna ilişkin gayri resmi bir görüşme var.”


Yine, elim sende oyunu oynanıyor bu milletin kanları üzerine.
Anlaşılan, perde arkasında birileri, yani devletin esas yöneticileri yine birşeyler çeviriyorlar. Fakat bu davul hükümetin başında patlayaca gibi. Başka bir çıkar yol gözükmüyor.


Hükümet, eğer intihar etme kararlılığında değilse, Irak’a asker göndermeyecektir. ABD, Türkiye’nin diğer İslam Ülkeleri ile her türlü bağını koparma ve birbirlerine düşman etme sevdasından hiçbir zaman vazgeçmeyecektir.
Onların dostluğuna, stratejik ortaklığına asla güven olmaz. Bunun aksini savunanlar onlardandır.
Kur’an-ı Kerim’deki şu ayetlerin mealleri bu konu hakkında söylenecek en güzel sözler olarak bize yeter.
“Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri dost edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.”(3 Ali İmran 118)
"Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.”(5 Maide 51)
“Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?”(4 Nisa 144)
“Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Allah'tan korkun; eğer müminler iseniz.” (5 Maide 57)
“Ey iman edenler! Eğer benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek onları dost edinmeyin. Oysa onlar, size gelen gerçeği inkâr etmişlerdir. Rabbiniz Allah'a inandığınızdan dolayı Peygamber'i de sizi de yurdunuzdan çıkarıyorlar. Ben, sizin saklı tuttuğunuzu da, açığa vurduğunuzu da en iyi bilenim. Sizden kim bunu yaparsa (onları dost edinirse) doğru yoldan sapmış olur.” (60 Mumtahine 1)
“Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, kâfirlerin kabirlerdekilerden (onların dirilmesinden) ümit kestikleri gibi ahiretten ümit kesmişlerdir.”(60 Mumtahine 13)
Başka söze gerek var mı?
Anlayana yeter sanırım!.