|
Yaşar
Nuri Öztürke Açık Mektup
Değerli okuyucularım!.. 10.03.1998 tarihinde yazılmış; ama, bir
türlü gazete ve dergilerin sayfaları arasına girememiş bir mektubu
burada yayınlayacağım. Yazıldığı günün üzerinden beş yıldan fazla
bir süre geçmiş olan bu mektubumda anlatılanların, asla eskimediği,
aksine muhatabımın hata ve yanlışlarına daha bir şevkle
sarıldığından dolayı da daha bir değer kazandığı görülmektedir. O,
kendisini düzeltecek ve gelip geçici bir dünyanın her şey olmadığını
anlayacağı yerde, yanlışlarını daha da fazlalaştırmaktadır.
Biz o tarihte kendisine tartışmayı, fikirlerinin ne derecede doğru
ve ne derecede gerçeğe uygun olup olmadığını ortaya çıkarmayı teklif
etmiştik. Fakat basının, teklifi ona ulaştıracak mektubu es geçmesi
nedeniyle bu teklif yerine ulaşmadı. O günkü teklifimiz hâlâ
geçerlidir. Sayın Öztürkün bu çağrımıza kulak verip vermemesinin
sorumluluğu kendisine aittir. Fakat bütün gerçekleri ortaya çıkarma
azmi de bize aittir.
Arşivimi karıştırırken bulduğum bu mektubu tekrar okuduğum zaman
değerinden bir şey kaybetmediğini, aksine her geçen gün değer
kazandığını gördüm. Bunu da sizlerle paylaşmayı uygun buldum.
Bu mektubu, ister bugün yazılmış gibi, isterseniz bir nostaljik yazı
olarak okuyunuz, sizlerin de bu farkı göreceğinizden eminim. Yani
yazının eskimemiş olduğunu..
Eski bir yazı olmasına rağmen yinede faydalı olacağından eminim.
Sayın Yaşar Nuri Öztürk
Ben,
mütevazi ve mert bir şekilde size bir davette bulunuyorum. Gelin,
bir bütün içerisinde her konuyu istediğiniz yer, zaman ve
istediğiniz kanalda hiçbir sansüre, hiçbir kısıtlamaya yer vermeden
konuşalım ve tartışalım. Allah ve Rasûlü hakim, müslümanlar da şahid
olsunlar. Olur mu?..
İsterseniz, önce Moon Tarikatından başlayalım. Bu tarikat içindeki
yeriniz, vazifeniz ve İslama karşı bu tarikatın size yüklediği bir
misyon olup olmadığını ortaya koyalım.
Oradan
her biri yahudi ve hıristiyan olan -mazur görün- fikir babalarınızı
tartışalım.
1800
yıllarından sonra ortaya çıkan A. Sprenger, G. Weil, W. Muwir,
R.P.A. Dozy, Goldziher ve I. Schacht gibi yahudi ve hıristiyan
müsteşrikler ile olan teşrik-i mesailerinizi konuşalım.
Fikirlerinizden bu şahıslara ait olanlarını satır satır, kelime
kelime, hatta harf harf inceleyelim ve altlarını çizelim.
Oradan
bu kafirlerin fikirlerini İngilizlerin Mısırı işgali ile İslam
Dünyasına taşıyan, Müslüman iken hıristiyan olan ve korkudan tekrar
müslüman olan, daha sonra da İngiltereye kaçan Mirza Bakırı
konuşalım. Müsteşriklerin hadis düşmanlığı için yaptıkları
çalışmaları ve sözlerini kitaplaştırıp, kendisine mal eden Mahmut
Ebu Reyyeyi konuşalım. Yine bunların fikirleri ile sizin sünnet
düşmanlığınız arasındaki bağı ortaya koyalım.
Yahudi
ve hıristiyan müsteşrikler ile onların yerli uşaklarının
penceresinden sizin İslama bakış açınızı irdeleyelim. Kopya çekip
çekmediğinizi veya düşünce dağarcığınızda ne kadar devşirme fikir,
ifade ve İslam düşmanlığı bulunduğunu tesbit edelim.
Size ait
olduğundan asla şüphe etmediğim Bir yerlere gelebilmek için
biraz taviz vermek gerekir sözü çerçevesinde ne kadar taviz
verdiğinizi veya vermediğinizi konuşalım. İslamın, Müslümana
makam, mevkii ve diğer dünyevî menfaatler için taviz vermeye ruhsat
verip vermediğini gözler önüne serelim.
Sonra sünneti inkar konusunda
aldığınız yolu konuşalım.
Sünnetin inkarından sonra bir insanın neye göre iman ve amel
edebileceğini tartışalım.
Beşerî
düzenlerde bile anayasalardan sonra anayasadaki hükümlerin tatbik
edilmesi ve açıklanması için kanunlar, yönetmelikler olması
gerekirken, Kuranın tatbiki için neden sünnetin olmaması gerektiği
konusundaki ısrarınızı ve neden hadis inkarcılığına gerek
duyduğunuzu tartışalım.
Bu
durumda sizin, ne namazınız, ne orucunuz, ne zekatınız, ne
haccınız, ne de diğer ibadetleriniz kabuldür. Size imansız amel
ediyorsunuz dersem, sakın bozulmayın! Siz bana sadece Kurana göre
bir vakit namazın nasıl kılınacağını, zekatın nasıl verileceğini
ispat edin, ya da imansız amelin neye göre yapılacağını sizinle
tartışalım.
Kuran-ı
Kerime ne kadar inanıp, inanmadığınızı tartışalım. Söz ve
fiilinizin ne kadarının İslama uyup uymadğını tartışalım. Yazmakla
öğündüğünüz 36 kitabınızı satır satır kelime kelime inceleyelim. Ne
kadarının Kurana uygun olduğunu ve ne kadarının da uygun
olmadığını tesbit edelim. Yanlış ve doğruları ortaya koyalım.
Sünneti inkar ettiğiniz ve İslam alimlerinin içma ve kıyaslarına
değer vermediğiniz halde, neden işinize geldiği vakit herhangi bir
kimsenin, ya da günümüz yazarlarının ifadelerinin arkasına sığınıp,
onları sanki dinde bir hüküm imiş gibi dört elle sarılmanızdaki
gayeyi konuşalım.
Düşünce ve eyleminize uyan ve doğruluğu tartışma götürür olan sözler
sizce kaynak sayılırken, Rasûlullahın ve Sahabenin tatbik ettiği
hükümler neden hüküm sayılmıyor. Müçtehidlerin icma ve kıyaslarını
neden hüküm kabul etmiyorsunuz? Beni ikna edin bu gibi konularda.
Sonra
sizin Kurandaki İslamınınzda neden zulüm, zina, devlet eli
ile yapılan fuhuş, faiz, içki, soygun, Allaha isyan edenin durumu,
katl, riya, putçuluk, insanları ilahlaştırma, inkar, gasb, yetim
hakkı gibi hükümler ve konular yok. İşte onları ve diğer
konuları tartışalım.
Bu
konuların üzerlerini örtmekle kaç ayeti ve hadisi inkar ettiğinizi,
ya da insanlardan sakladığınızı, üzerlerini örttüğünüzü hiç
düğündünüz mü?
Hayret!.. Sizin Kurana mal etmeye çalıştığınız din, hiçbir
kimsenin etlisine, sütlüsüne karışmayan bir din... Yani Nasrettin
Hocanın kazı gibi orası burası yontulmuş bir din... Öyle bir din
ki; Yahudileri dede, Hıristiyanları baba ve putperetleri de kardeş
ilan eden bir din...
Gururunuzu, dünyevî şehvetinizi, basit menfaatlerinizi kamçılayan,
devletlülerin sırtınızı sıvazlayacağı bir din...
Çözümü
ve cevabı basit ilmihal kitaplarında dahi bulunan konuları, sanki
yeni imişcesine ısıtıp ısıtıp neden milletin önüne çıkarıyorsunuz?
Neden?.. Geliniz, gaye ve hedefinizin ne olduğunu tesbit edelim.
Kimse Allahın arapçadan başka bir dil bilmediğini iddia edemez
gibi hayali soru ve sözlerle neyi amaçladığınızı konuşalım. Sanki
aksini iddia eden varmış, ya da böyle bir soru sorulmuş gibi bir
havaya girmenizin nedenlerini arayalım.
Hıristiyanlar da, yahudiler de, müslümanlar da bir Allaha
inanıyorlar. Öyleyse, neden birleşmiyorsunuz?..
gibi bir ifade kullandınız Almanyada. Bu arada Faslı bir müslüman
tarafından da hırpalandınız. Bu hükme nasıl vardınız? Bu söz ile kaç
tane ayeti inkar ettiniz? Bunları konuşalım. Yahudiler Üzeyri...
hıristiyanlar da Meryem oğlu İsayı ilah edindiler... ayetini
nasıl açıklayacaksınız?
Size
göre, Yahudiler de, hıristiyanlar da, putperestler de Müslümanlar
gibi Allaha inanıyorlar(!) Öyle mi?
Bu
durumda siz, Yahudileri Müslümanlara benzetmekle en az 92 ayeti,
hıristiyanları Müslümanlara benzetmekle en az 78 ayeti,
putperestleri Müslümanlara benzetmekle en az 150 ayeti inkar
edip, etmediğinizi hiç düşündünüz mü?
Dahasını
sayarsam, içinden çıkamayacağınız ve asla çözemeyeceğınız bir
düğümler yumağı ortaya çıkacaktır.
Zaten
dünyada müslümanlaştırmadığınız hiçbir millet kalmadı. Bunlarla
ilgili bütün ayetleri tek tek saymaya kalkarsam, inkara yöneldiğiniz
ayetlerin sayısı bir hayli kabarık olacak. Bundan sonrasını
karşılıklı yapacağımız tartışmalarda ortaya koyacağım. Şimdilik bu
kadar...
Belki
siz, büyüklenme ve böbürlenme gibi bir havaya girdiğimi
düşüneceksiniz. Hayır ben asla en büyük ben, başka büyük yok
demiyorum. Sadece Allah Teâlânın verdiği beden ve ilmin hesabını
ödemek için sizinle bu tartışmayı yapmak istiyorum. Doğruların
hakimiyetini haykırmak için yanlışları tesbit etmeyi hedefliyorum o
kadar.
Hâşâ,
küçük dağları ben yarattım... gibi saçmalıklarla müslümanlara
tepeden bakanlara hiç mi hiç tahammül edemediğimi de belirtmek
istiyorum. Çünkü alim olan kişi öğünmez., böbürlenmez ve mütevazi
olur. Bir de bunu görmek istiyorum insanlarda. İslamın orasını
burasını budayarak, Nasrettin Hocanın Kazına çevirme konusunda
bir yerlerden emir alıp almadığınızı veya bu şekilde hareket ederek,
makam ve mevkî elde etme planlarınızın olup olmadığını bana
açıklayabilecek misiniz? Dah açıkçası mensubu olduğunuz tarikat size
bunun mu emretti? Veya
müslüman gözüküp, müslümanlara karşı savaşan Abdullah İbni sebe ile
bir bağınız var mı? Bunları sizinle konuşalım.
Bir de
bütün konuları kınayanın kınamasından, ceza verenin ceza
vermesinden, zalimin zulmünden, kaybedeceğimiz mal, mülk, makam ve
mevkîden korkmadan, bütün açıklığı ile konuşalım. Eğmeyelim,
bükmeyelim, örtmeyelim, hiçbir şeyi saklamayalım ve olduğu gibi
konuşalım bütün konuları. İşte Kurandaki İslamı bu şekilde ortaya
koyalım.
Her konuyu tartışalım. Bütün konuları
en ince noktalarına kadar ortaya serelim. Ve de bir ödül koyalım.
Büyük bir ödül... Bu tartışmada sen beni yenersen, hakemler seni
galip ilan ederlerse, bana istediğiniz makamdan istediğiniz cezayı
talep edebilirsiniz. Eğer ben galip gelirsem, senden tek isteğim;
işgal ettiğin makamı
bırakman ve İslamın aleyhine hiçbir söz söylememendir.
Sayın
Yaşar Nuri Öztürk
Eğer
Allaha ve Ahiret gününe inanıyorsan, ya hayır söyle, ya da sus!
Hadis-i şerifine kulak ver.
Eee!...
Bana da Hadi oradan yav demeyin artık sayın Yaşar Nuri
Öztürk!..
Muhammed Mücahid Okçu |